Bu hafta itibariyle Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından dördüncü olduğu iddia edilen bir ekonomik canlandırma paketi yürürlülüğe konuldu. KDV ve ÖTV oranlarında yapılan bir düşüş ile özellikle otomotiv sektöründe talep canlanması yoluyla ekonominin canlanması hedefleniyor. Bu paket üç aylık bir süre için geçerli olacak ve Haziran 2009′da sonlanacak. Bu süre zarfında bu paketin özellikle iç talebin canlanmasında bir etkisi olacağına inanıyorum. Zaten, 3 Mart 2009 tarihli yazımda da, önerilerimdeki kısa dönemli çözümlerden bir tanesinin KDV ve ÖTV indirimi dolayısıyla olmasını desteklemiştim.
Fakat ekonomi’den gelen bir diğer veri alarm zilleri çalıyor. 16 Mart Pazartesi günü Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Aralık 2008 için Hanehalkı İşgücü İstatistikleri açıklandı. Resmi açıklamaya buradan ulaşabilirsiniz. TUIK - Isgucu Aralik 2008. Kısaca özet geçelim: Türkiye’de ekonomik sorunların birinci göstergesi olan kapasite kullanım düşüklüğü ve sanayi üretimindeki düşüş sonrası, artan işsizlik oranı Türkiye’nin 2009-2010 ekonomik performansındaki en önemli risklerden biri. Malum, dış piyasalardaki talebin daralmasıyla çok gerilemiş olan ihracat ve ithalat rakamları ile Türkiye ekonomisini ayakta tutacak olan iç talebin üzerinde işsizlik oranlarının da artmasıyla ciddi baskılar oluşturacaktır.
Netekim, yukaridaki OECD grafiğinde de benim eklemelerim ile görebildiğiniz üzere kırmızı kutu olan Türkiye’deki işsizlik oranı OECD ülkeleri arasında en yüksek ikinci (Avrupa’daki finansal ve ekonomik krizden en çok ülkelerin başında olan İspanya birinci) sırada yer alıyor. Aslında, Avrupa Birliği’ndeki işsizlik istatistikleri ile Türkiye karşılaştırılabilir değil, netekim Türkiye’de mevcut durumda uzun süredir işsiz olmasından dolayı işgücü sınıflaması dışına çıkarılmış fakat iş imkanı olsa çalışacak olanlar işgücü içinde sayılmadığı için, bu rakamın yaklaşık olarak 1 milyon kişi olarak tahmin edilmesi ve mevcut işgücünün 24 milyon civarında olduğunu ve resmi işsiz saysının 3 milyon olduğunu düşünürseniz, gerçek işsizlik oranının Türkiye’de 17.1% seviyesinde olduğunu hesaplayabilirsiniz.
Peki, işsizlik konusunda tablo karanlık. Ama bu durumdan kurtulmak için ne yapmak gerekiyor? Öncelikle şu ana kadar yapılanları konuşalım ve yapılması gerekenleri de bilahere listeleyelim.
Yapılanlar
1 - Kısa dönemli iç talebi arttırmak için ÖTV ve KDV oranlarındaki indirim - sonuç: her ne kadar iç talebin canlanmasını kısa dönemli olarak gerçekleştirse de, iş imkanı yaratması mümkün değil (4. Paket)
2 - Kısa çalışma ödeneği - sonuç: Renault, Tofaş ve bu hafta itibariyle Ford’un başvurmuş olduğu kısa çalışma ödenekleri, sanayicinin (özellikle otomotiv) işçi çıkarmasını engelleyeceği için başarılı ama etkileri çok düşük seviyede çünkü sanayinin tamamına uygulanması çok zor (3. Paket)
3 - Eximbank’ın ihracatçılara yönelik vereceği kredilerdeki artış - sonuç: dış pazarlardaki talebin daralmasından dolayı düşüşte olan ihracat rakamları ile çok doğru bir hedef seçilmiş olsa da genel olarak kullanılması çok zor olan ve koşullarını yerine getirebilecek firma sayısının azlığından dolayı etkileri düşük seviyede olacaktır (2. Paket)
4 - 1. paket konusunda endişelerim var çünkü hafızalarda kalmamış???
Yapılması Gerekenler
5 - Koordinasyon: ekonomide koordinasyon sanıldığından çok daha önemli ve ekonomik koordinasyonun ülkemiz nezdinde içinin doldurulması lazım. Netekim mevcut hükümette ekonomiden sorumlu veya ekonomi ile ilgili 8-9 tane bakan ve ekipleri mevcut. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son icraatı olan ÖTV ve KDV oranlarındaki indirim, yurtdışı piyasalarındaki düzelmeler, IMF ile anlaşma yapılabileceği sinyalleri ve seçim takviminin sonlanması, Türkiye piyasasını yaklaşık olarak üç ay rahatlatacaktır. Fakat Türkiye’nin rahatlamaya vakti yok, çünkü hızla artacak bir işsizlik sosyoekonomik sorunları da beraberinde getirecektir. Bu sebepten acilen bu süre zarfında, içinde bir çok konuyu ele alan orta vadeli krizden çıkış master planı yapılmalı ve piyasaya toplu bir paket olarak sunulmalıdır. Peki nedir bu konular:
a) IMF ile anlaşma sağlanması
b) Konut kredileri alınmasında vergi teşviği
c) Kredi garanti fonu
d) Seçilmiş sektörlere yatırım teşviği
e) ÖTV, KDV ve diğer vergi oranlarında kalıcı (en azından orta vadeli) düşüşler
f) Kalıcı vergi reformu
Bu saydıklarım her ne kadar bir çok konuya değinse de ve her biri küçük paketler olarak yorumlanabilir olsa da, bu konuların genel bir paket olarak ele alınması ve bir kere de uygulanmaya başlanması orta vadede kalıcı etkiler yaratabilir. Ayrıca, böyle bir paketin kesinlikle (ama kesinlikle!) orta vadeli bir plana bağlanması, hem sanayi hem de tüketici nezdinde, yapılacak desteklerin sürelerinin ve etkilerinin tam olarak anlatılması gerekmektedir.
Aslında bu ekonomik krizin Adalet ve Kalkınma Partisi’ni zor durumda bırakacağını düşünenler var. Aksini düşünüyorum. Ben şu andaki iktidar partisi olsaydım eğer şöyle düşünürdüm: Genel seçim tarihi belli. O tarihe kadar olan süreç için bir orta vadeli ekonomik plan ve yol haritası çizerdim, netekim bunu Meclis’ten geçirmek için yeterli donanıma sahibim ve bu yapılması gereken adımları ivedi bir şekilde atarım. Böylece genel seçimler öncesinde arkama alacağım ekonomik atılımlar rüzgarı ile seçime daha iyi girerim.
(Heyyt! Fuat uyan sen iktidar partisi değilsin…)



