Uzun zamandır yazamadım bu sebepten özür dileyerek konuya giriyorum. İş için gittiğim ve hayatımda ilk defa ziyaret ettiğim iki şehir: Kayseri ve Konya. İç Anadolu’nun en büyük şehirlerinden. İkisinde de yaklaşık nüfus 1 milyon civarında. Çok mutaassıp ve tutucu olduklarını bildiğim bu şehirler ile ilgili çok derin yorum yapmam imkansız, çünkü herbirinde sadece birer gün geçirdim. Her iki şehirde de çarşıya çıkma ve sokakta dolaşma şansım oldu. Bu sebepten sadece bu ziyaretlerimle ilgili tespit yapabilirim. Tanıştığım insanların hepsi gerçekten çok iyi niyetli, yardımsever ve güleryüzlü insanlar..
Kayseri: Kaldığımız Hilton Oteli, şehrin tam göbeğindeki Kale-Cami-Cumhuriyet Meydanı’nın karşısında. Gerçekten şehri ve meydanı görmesi açısından çok güzel. Aynı zamanda şehirdeki en güzel otel olduğunu öğrendim. İnanılmaz bir kalabalık var otelde, firmaların ve resmi idarelerin toplantıları hep burada yapılıyor. İşin enteresan tarafına gelelim… Akşam yemek isterseniz seçeneğiniz çok, netekim Kayseri’de birçok güzel lokanta var. Fakat içkili bir yemek tercih ediyorsanız, seçenekler sınırlı. Çünkü bütün Kayseri’de içkili yemek servisi yapan sadece bir lokanta var. O da Hilton’un en üst katındaki teras lokantasında.
Kale’yi dolaşırken yaşlı bir amcayla sohbete dalıyorum. Kale Osmanlılar’dan mı kaldı diye soruyorum. “Oğul, Selçuklular’dan beri Anadolu’da taş üstüne taş koyan olmadı, bu da Selçuklular’dan kalma…” Gözümün bir diğer ucunda ise Milliyetçi Hareket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi ile diğer partilerin hizmet temalı seçim pankartlarına gözüme ilişiyor, yaşlı amcanın sözlerindeki ironi hafif bir tebessüm veriyor bana.. Halbuki daha geçen hafta Kayserispor-Fenerbahçe maçını izlemiş, gerçekten ülkemiz için değerli olan bir yapıt olan Kadir Has Stadyumu’nun açılışını ve Fenerbahçe’nin kazandığı maçı televizyondan izlemiştim. Yaşlı amca, “Oğul, Kadir Has Stadyumu’nu sen Kayserililer mi yaptı zannediyorsun? Eski stadı Amerikalı bir fon satın almış, yıkıp yerine alışveriş merkezi ve rezidans yapacakmış. Bu sebepten Kadir Has Stadyumu’nu, bir kısmını Kadir Has’ın verdiği yardımlar ile beraber bu Amerikan fon şirketi yapmış.” Doğruluğunu bilemem ve teyit edemem ama helal olsun Sayın Kadir Has’a ve Amerikan fon şirketine, çünkü çok modern ve değerli bir yapıt. Zaten Sayın Kadir Has’ın yaşamı boyunca ne kadar yardımsever bir yurtsever olduğunu herkes biliyor. Dileğimiz, bu ülkeye daha nice Kadir Has’ların gelmesi…
Konya: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..” Hazreti Mevlana Celaleddin Rumi. Türbesini ziyaret etmeden önce ne hissedeceğimi tahmin edemiyordum, açıkçası gördükten sonra da açıklamakta zorlanıyorum. Birçok cami, kilise, sinagog, türbe, eski eser ziyaretinde bulundum ama Mevlana’nın türbesi bende çok farklı bir iz bıraktı. Söylemlerinin bazılarını türbenin duvarlarında asılı görmek, o türbede bulunduğum sürede mevcut hayatımızı gözden geçirmeme sebep oldu. Eğerki gitmemiş olanlarınız varsa kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Eğerki yakınlarda ziyaret edemeyecekseniz o zaman kesinlikle bu websayfasını ziyaret ederek virtual tour yapabilirsiniz. Virtual Tour
Toplantılarım erken bitiyor ve Konya’dan dönmem için daha bir saatim var. Bu sürede Hamburg - Galatasaray maçı oynanıyor. Otelin resepsiyonuna maçı nerede izlebileceğimi soruyorum. Kayseri’den çok farklı değil, eğerki maçı izlerken bir bira istiyorsanız maçı otelin konferans odalarındaki dev ekrandan izlemek durumundasınız. Üniversite yakınlarında bazı yerlerde içkili servis oluyormuş ama gidersem uçağa yetişememe durumu var, bende bu sebepten otelde maçı izliyorum.
Maçı izlerken aklıma eskiden duyduğum bir istatistik takılıyor. Konya’nın kişi başına rakı tüketiminde, en üst sıralardaki illerden biri olduğunu okumuştum eskiden bir yerde, ama Mey İçki’nin Texas Pacific Group’a olan satışından sonra şirketin CEO’su Sayın Galip Yorgancıoğlu’nun bir demeci bunun bir şehir efsanesi olduğunu söylemişti diye hatırlıyorum.
O zaman Hazreti Mevlana tekrar aklımdan geçiyor, “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol..”



